Varroa’nın Gerçek Diyeti !!!

Bal arılarıyla beslenen Varroa, küresel arıcılık sektörünün en büyük problemlerinden birisidir. Uzun zaman önce yapılan bilimsel araştırmaya dayanarak bilim insanlarına ve arıcılara, yıllar boyunca Varroa akarının arının kanıyla (hemolenf) beslendiği söylendi. Ancak Dr.Samuel Ramsey liderliğinde ekip; akarın ağız parçalarının ve sindirim sisteminin kan beslenmesine uygun olmadığını, akarın diğer akrabalarının da kanla beslenmediğini anladılar.

Peki bu Varroa tam olarak neyle ve nasıl beslenir?

Ramsey ve ekibi araştırmasına basit bir soru ile başladı: Varroa akarları sadece bir noktada mı besleniyor? Akarlar bal arıları ( Apis mellifera ) üzerindeki herhangi bir yerde kene gibi besleyebiliyorsa , muhtemelen arının vücudunun her tarafında bulunan bir dokuda beslenirler (hemolenf gibi). Bununla birlikte, akarlar sadece bir noktada beslenirlerse, belki o yere özgü bir dokuda beslenirler. Yapılan gözlemlerde, akarların yetişkin arıların yalnızca konakçılarının karın plakalarının altından beslendiği bulundu. Arının göğüs kafesi gibi vücudun diğer bölgelerinde akarlar tespit edilse de herhangi beslenme tespit edilmedi.

ABD Tarım Bakanlığı Araştırma Merkezi’nin (USDA-ARS) Maryland’deki Beltsville’deki Sistematik Entomoloji Laboratuvarı’nda araştırma entomologu ve Elektron ve Konfokal Mikroskopi Biriminde çalışan  Ron Ochoa ve ekibi , Varroa akarlarının sadece gelişmekte olan larva ve pupaların kanıyla beslendikleri fikrine ek olarak, akarların yetişkin arılarla beslenip beslenmediğini sorgulamaya başladılar. Bazı araştırmacılar, beslenmenin yalnızca larva ve pupa dönemindeki arılar üzerinde gerçekleştiğini düşündüler, çünkü yetişkin arılarda bulunması gereken varroa’nın beslenme yaralarını hiç görmediklerini belirttiler.

Araştırmacılar, akarların yemlendiği düşünülen bölgelerdeyken sıvı azot kullanılarak hem akar hem arı aynı anda donduruldu.  Akarların bal arıları üzerindeki kesin konumu, düşük sıcaklıkta taramalı bir elektron mikroskobunda görüntülendi. Donmuş arılar daha sonra mikroskobun altından çıkarıldı ve akarlar dikkatli bir şekilde arılardan ayrıldı. Arılar daha sonra mikroskoba geri döndü ve akarın bulunduğu yer görüntülendi.

Varroa akarlarının, arının karın plakaları arasındaki yumuşak zara çok sıkı bastırarak, bacakları ve palpleri yardımıyla  zarda ağız şeklinde bir yaraya dair farklı bir iz bıraktığı ortaya çıktı (Resim-1). Ek olarak, bu beslenme bölgesinde, ön ayaklardan gelen ambulacra (ayak pedleri), arıların zarına yapışmış halde kalmıştı. Bu işlem akarların beslendiği yer olduğunu kanıtlamak için 10 kez tekrarlanmıştır.

Varroa'nın beslendiği yerResim -1) Varroa’nın arının karın halkaları arasında bulunan yumşak dokudaki ısırığı (siyah okla işaretlenmiş). Sıvı azot uygulama sırasında doku üzerinde kalan varroa’nın ön ayak parçaları (beyaz okla işaretlenmiş).

Varroa karın halkaları arasında beslenirken

Resim 2- Varroa’nın arının karın halkalarının arasına girerek beslendiği pozisyonu (kırmızı renkte olan varroa akarı).

Yapılan araştırma; Varroa’nın nispeten kısa ağız bölümlerinin (200 mikron) arının içinde durduğunu ve bu alanın yağ vücut dokusu ve kan ile çevrili olduğunu ortaya koydu. Yine bu araştırmada; akarların yetişkin arılarla beslendikleri sonucuna varıldı. Ayrıca varroa akarlarının, memeli karaciğerine benzeyen, yağ kütlesi adı verilen ve besin yoğunluğu olan bir organ üzerinde beslenebileceği ortaya konuldu.

Vücut yağının tüketilip tüketilmediğini belirlemek için arının üzerine siyanoakrilat yapıştırıcı ile besleme akarı ekleyerek örnekler toplandı ve hazırladı. Daha sonra, transmisyon elektron mikroskobu (TEM) kullanılarak ultra ince kesitler elde edildi ve üzerinde çalışıldı. Akarların ağızdan sindirim yoluyla yağ vücut dokusunu çıkardığı konusunda net kanıtlar tespit edildi. Vücud yağının tüketilen birincil doku olup olmadığını belirlemek için arının kanını (sarı) ve yağ gövdesini (kırmızı) etiketlemek için iki flüoresan biyosit içeren bir diyet üretildi. Araştırmada akarların dış iskeletlerini ağartmak için protokoller geliştirdi ve iç yapıların görüntülenmesi sağlandı.

Vücutlarının iç kısımları görünür hale gelen arılar daha sonra aç Varroa’ya maruz bırakıldı . Sarı aralığında çok az fark edilir floresan ile parlak kırmızı floresan sindirim sistemleri ile akarları görüntülendi. Biyositlerin doğru dokuları boyadıklarından emin olmak için, her arı, akarların içindeki floresansla karşılaştırmak için parçalara ayrıldı ve görüntülendi. Bu çalışma, varroa akarların öncelikli olarak yağ vücut dokusunu kullandığına dair en açık kanıtı sağladı.

Araştırmada; yetişkin arılarda açıkça tüketilen bu dokunun larva ve pupa gelişiminde tüketilen aynı doku olduğundan emin olmak istendi. Bu ilişkiyi belirlemek için , ergin olmamış bal arılarının gelişdiği kuluçka gözlerini taklit eden yeni bir in vitro yetiştirme sistemi geliştirildi. Varroa akarın konukçusunu taklit etmek için yeşil pupalar inşa edildi. Oluşturulan gruplar farklı dokulardan oluşan akar diyetleriyle beslendi. Sadece bal arısı hemolenfiyle beslenen akarlar hızlı bir şekilde aç kaldı ve çok az yumurta üretti.  Bununla birlikte, sadece vücut yağı ile beslenen akarlar, diğer akar gruplarına göre daha iyi yaşadılar ve çok daha fazla yumurta ürettiler. Bu araştırmalar, Varroa’nın kan besleyici olmadığı, daha çok yağ ile beslendiği sonucuna varmak için gereken en son kanıtı sağladı .

Daha fazla bilgi için : https://www.pnas.org/content/116/5/1792 den faydalanabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s