Etiket: bal arısı

BALARILARININ TOPLUMUMUZ İÇİN DEĞERİ


Özet

Bildiğimiz gibi gezegenimizi birçok hayvan türüyle paylaşmaktayız. Balarısı insanoğlunu ilk tatlandırıcıyla tanıştıran özel bir böcektir. Onlar da bizim gibi topluluk halinde yaşarlar. Aynı zamanda arıların toplumlarının içinde iş bölümü vardır ve birbirleriyle iletişim kurabilirler. Arılar davranış ve biyolojinin diğer yönlerini çalışmak için mükemmel bir modeldir.

Diğer taraftan bal arılarının çiçeklenen bitkiler ile karşılıklı faydaya dayalı ilişkileri vardır. Arılar birçok bitki için çok etkili bir tozlaşma sağlayıcıdır. Doğada bir çok bitkiyi tozlaştırarak, nesillerinin devamını sağladiklari gibi, birçok ülkede değerli ürünlerin üretiminde çok önemli rol oynarlar. Bunların yanında, bal arıları bal, polen, arı sütü, bal mumu, propolis ve arı zehiri üretebilirler. Arı dostu arıcılarımız, arı kolonilerini yöneterek bize bu ürünleri ve bitkilerin tozlaşması hizmeti sağlarlar.

Abstract

THE VALUE OF HONEY BEES FOR OUR SOCIETY 

We share our planet with numerous animal species. Honey bee is a special insect for us. They provided the first sweetener for humans. Honey bees, like us live in a society. Bees also have a division of labor in their society. Honey bees can communicate with each other. Honey bees are an excellent model for studying behavior and other aspects of biology.

Other wise Honey bees have a symbiotic relation with flowering plants. They are very efficient pollinators for many plants. They play very important role in the production of the valuable of crops in many countries. Honey bees can produce honey, pollen, royal jelly, wax, propolis and bee venom. These are very important products for our society. Beekeepers manage colonies and provide us these products and pollination services.

Giriş

Bal arısı, insanoğlunu ilk tatlandırıcıyla tanıştıran özel bir böcektir. Onlar da bizim gibi topluluk halinde yaşarlar. Oluşturdukları bu topluluğa “balarısı kolonisi” adı verilir. Bu koloni, anaarı, işçi arılar ve erkek arılardan meydana gelir. Normal koşullarda her kolonide ırka, mevsime göre sayıları değişmekle beraber, ortalama 50.000-100.000 arasında işçi arı, 500-1000 arasında erkek arı ve tek anaarı bulunur. Kolonide yiyeceklerin (polen ve bal), propolisin, suyun  toplanması, depolanması, yavruların beslenmesi, bal mumu salgılayarak peteklerin yapılması, anaarının beslenmesi, koloninin savunulması, kovanın temizlenmesi vb. koloni için yaşamsal olan görevleri işçi arılar yüklenir. Anaarı, kolonideki gelecek nesillerin oluşması için, günde yaklaşık kendi canlı ağırlığının iki katı kadar yumurta yumurtlayabilme ve salgıladığı feromonlarla kolonide bulunan işçi arıların işlerini düzenli yürütme özelliğine sahiptir. Erkek arıların görevi ise, ana arının çiftleşmesini sağlamaktır. Koloni içinde yaşanan iş bölümünün yanısıra, bal arıları birbirleriyle dans dili yoluyla iletişim kurarlar. Kovan dışında yiyecek kaynağı bulan işçi arı, bu kaynağın yerini, güneşin ve kovanın bulunduğu konumdan yararlanarak, kolonideki diğer işçi arılara yönü ve mesafeyi tarif etmek için, petek üzerinde dans eder. Balarılarının dans dilini ilk defa keşveden Avusturyalı araştırmacı Karl von Frisch 1973 yılında Nobel Ödülü almıştır. Bu sosyal özelliklerinden dolayı, bal arıları, davranış ve biyoloji biliminin diğer yönlerini çalışmak için mükemmel bir model canlı olma özelliğini üzerlerinde taşırlar.

Diğer taraftan, bal arılarının çiçeklenen bitkiler ile karşılıklı faydaya dayalı ilişkileri vardır. Arılar, bitkilerin çiçeklerinden karbonhidrat ve protein ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, nektar ve polen toplarlarken, bitkilerin kaliteli meyve ve tohum  üretebilmeleri için tozlaşmalarını sağlarlar. Tozlaşma; arıların tüy kaplı vücutlarına yapışan erkek üreme hücrelerini içeren polenlerin, diğer çiçeklerin dişi organlarının üzerine taşınmasıyla gerçekleşir. Bu olay sayesinde, doğada bir çok bitki tozlaşarak, nesillerinin devamını sağlarlar. Bunun yanında, ülkemizde ve daha birçok ülkelerde, insan yaşamı için gerekli değerli bitkisel ürünlerin üretiminde önemli rol oynarlar. Arıcılar, kolonileri bitkilerin çiçeklenme dönemlerinde, tarla ve bahçelerin yakınlarına yerleştirerek, tozlaşmayı sağlarlar.

Arıcılar, bal arılarını tozlaşma hizmetinin yanında, koloni yönetim tekniklerini kulanarak  bal, polen, arı sütü, bal mumu, propolis ve arı zehiri üretmek için yönetirler. Bu ürünlere kısaca göz attığımızda:

Bal

Bal, çiçeklerde bulunan nektarın veya bazı böceklerin bitkilerin kısımlarından yararlandıktan sonra salgıladıkları tatlı maddelerin, bal arısı tarafından alınarak vücutlarında bulunan enzimler yardımıyla bileşenlerinin değiştirilmesi ve petek gözlerinde olgunlaşması sonucunda meydana gelen besin maddesidir.

İnsanoğlu, binlerce yıldır balı, besin ve enerji kaynağı olarak kullanmaktadır. Yapılan bilimsel araştırmalarla balın, enzimatik ve enzimatik olmayan bir çok antioksidantlar, organik asitler, amino asitler ve proteinler bakımından zengin olduğu bilinmektedir (Aljadi & Kamaruddin, 2004; Al-Mamary, Al-Meeri, & Al-Habori, 2002; Gheldof & Engeseth, 2002; Gheldof, Wang, ve Engeseth, 2002; Schramm et al., 2003). Bal, bulundurduğu bu zenginlikler sayesinde, insanların kalp ve kanser hastalığına yakalanma riskini azaltır (The National Honey Board 2002). Balın, son yıllarda, bakterilere, iltihaplı yaralara ve güneş yanmalarına karşı da kullanıldığı bilinmektedir.

Polen

Polen, çiçeklerin üzerinde bulunan erkek organlar tarafından üretilen, erkek üreme hücrelerini içeren toz halindeki yapıdır. Polen, işçi arılar tarafından, arka çift bacakta bulunan ve polen sepeti olarak adlandırılan özel yapılar yardımıyla koloniye taşınır (Doğaroğlu 1999). Bal arıları, poleni; protein, vitamin ve mineral madde kaynağı olarak kullanırlar. Arı, ağız salgısıyla ıslattığı poleni, arka bacaklarında bulunan polen sepetçiğinde bir arada tutar. Bu, polene ayrı bir biyolojik zenginlik kazandırır. Ayrıca, polen, yapısında bulunan enzimler, koenzimler ,flavonoidler, karotenoidler vb. nedeniyle bir çok hastalığa karşı da doğal ilaç olarak kullanılmaktadır. Arıcılar, poleni, çeşitli şekillerde yapılmış tuzaklarla kolonilerden elde ederler. Tuzaklardan toplanan polenler kurutularak yada – 20 0C saklanarak tüketiciye sunulur.

Propolis :

Propolis; balarılarının, bitkilerin yaprak, tomurcuk, dal ve gövde kısımlarından günün sıcak zamanlarında, arka ayaklarında bulunan polen sepetçiklerinde koloniye taşıdıkları reçinemsi bir maddedir. Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda, içerisinde 180 farklı bileşik bulunmuştur. Yapısında, %50 reçineli bileşikler ve balsamlar, %30 balmumu, %10 aromatik yağlar, %5 arı poleni ve kalan %5’lik kısmında flavonoidler, aminoasitler, B vitamini ve antibotik içermektedir (Yücel ve Akçiçek 2010). Bal arıları, propolisi, kovan çatlaklarını kapatmakta, uçuş deliklerinin daraltılmasında, kovanda bulunan çerçevelerin birbirine tutturulmasında, kuluçka petek gözlerinin sterilize edilmesinde,

kovana girdikten sonra öldürülen fakat ağırlığı nedeniyle kovandan atılamayan hayvanların, kötü mikro organizmal faaliyetlerini önlemede kullanırlar. Rengi açık sarıdan koyu kahverengiye kadar farklılık gösterebilir. Arıcılar, propolisi, kovan içerisindeki yerlerden kazıyarak veya propolis tuzakları kullanarak elde ederler.

Dünya üzerinde propolis, antibakteriyel, antiviral, antifungal, antioksidant, antiallerjik, antibiyotik, antiseptik, antikanser özelliğiyle tanınmaktadır (Fearnley 2001). Propolis, alkol, su, yağ, glikol’de çözündürülerek kullanılabilir. % 80 lik alkol içinde çözünen propolis en yüksek düzeyde antioksidan özelliği gösterir (Park ve Ikegaki 1998).

Arı Sütü

Arı sütü, genç işçi arıların beyinlerinin, arka kısmında bulunan, hypophyrngeal bezinden salgılanır. Kolonideki, genç larvaların ve ana arının beslenmesinde kullanılan zengin içerikli besin maddesidir. Anaarının döllü yumurtalarından çıkan larvalar, sadece arı sütüyle beslenirlerse bu bireyler ana arı olur. Eğer bu döllü yumurtalar, larva döneminde, arı sütü, bal ve polen ile beslenirlerse, işçi arılar meydana gelir. Bundan dolayı, arı sütü, koloni içerisinde bireylerin oluşmasına etkili bir faktördür. İşçi arılar ergin hale geldikten sonra bal ve polen ile beslenir.  Aktif dönemde ömürleri 35 gün ile kısıtlıdır. Ana arı, hayatı boyunca işçi arılar tarafandan salgılanan arı sütüyle beslenir. Yaşam süresi 7 yıla kadar çıkabilmektedir. Ayrıca, an arı, kolonide yoğun bir şekilde yumurta yumurtlama görevi üstlenmiştir. Anaarının üreme organlarının gelişmesinde ve kolonide gösterdiği performans larva döneminde tükettiği arı sütü miktarı ile bağlantılıdır. Bütün bu özelliklerinden dolayı, arı sütü, insanoğlunun dikkatini çeken bir besin maddesi olmuştur. İçerdiği esansiyel ve esansiyel olmayan aminoasitler, vitaminler, hormonlar ve bir çok biyolojik aktif maddeler sayesinde, değişik hastalıkların tedavisinde ve tedavilerin desteklenmesinde kulanılmaktadır.

Arı Zehiri

Arı zehiri; ilaç sanayiinde kullanılan bir kovan ürünüdür. İşçi ve ana arının, zehir bezlerinden salgılanır. Zehir kesesinde depo edilir. Bal arıları, sokma işlemini kovanlarını savunmak amacıyla gerçekleştirir. Bir kere sokan işçi arının zehir kesesi, sindirim organına bağlı olduğundan kopar. İğneye bağlı zehir kesesi sokulan yerde kaldığı için, arı kısa bir süre sonra ölür. Zehir, sokma işlemi sırasında, iğne yardımıyla deriye enjekte edilir. Sokulan bölgede ateşli şişliklere ve ağrılara neden olabilir (Chen ve ark.2006).  Tarlacı arının zehir kesesinde yaklaşık 100-150 mg zehir bulunur (Schumacher ve ark. 1989). Yapılan araştırmalar sonucunda arı zehirinde, enzimler, peptitler ve biogenik aminler den oluşan 18 farklı bileşen bulunmuştur. Bu bileşenlerin çeşitli ilaç özellikleri bulunmaktadır (Son ve ark 2007). Arı sokması sonucu bazı vakalarda alerjik reaksiyon görülebilir, hatta arı zehirine karşı alerjisi olan vakalarda, anafilaktik şok denilen ve tıbbi mudahale gerektiren durum ortaya çıkabilir . Arı zehiri, günümüzde özellikle arı zehirine karşı alerjisi olan insanların ve romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Arıcılar, arı zehirini elde etmek için, kovanların girişine yerleştirdikleri cam levhaların üzerinden geçirdikleri tele düşük voltajlı elektirik verirler. Arı bu tele değdiğinde elektrik şoku nedeniyle teli sokmaya çalışır. İğne, telin altında bulunan cam plakaya çarpar. Bu çarpma sonucu arının zehir kesesinde bulunan zehir camın üzerinde damlacık halinde kalır ve çok hızlı bir şekilde kurur. Daha sonra bu kurumuş zehir damlacıkları, cam plakanın üzerinden kazınır. Bu zehir toplama tekniğiyle yapılan uygulamada arılar ölmez.

Bal mumu

Bal mumu; işçi arının karın kısmının altında bulunan 4 çift salgı bezinden salgılanır. Kolonide yavruların yetiştirildiği, balın, polenin depolandığı, tarlacı arıların dışarıda buldukları yiyecek kaynaklarını kovanda bulunan diğer arılara tarif etmelerini sağlayan dans dilinin  uygulandığı, yüzey olarak  kullanılan petek, bal mumundan yapılır. Petek, ilk yapıldığında esnek ve beyaza yakın bir renktedir. Fakat kullanma süresine ve kovana gelen yiyecek kaynağına göre renk değişir. Polen biriktirilen petekler, zamanla daha sarımsı bir renk alır. Kuluçkada bulunan peteklerin daha koyu ve parlak renk alışının nedeni, birikmiş yavru zarları, propolis ve polendir. Bal mumu hidro karbonlardan ve ester bileşenleri ile küçük oranda serbest asitler ve alkollerden oluşur (Schmindt ve Buchmann 1993, Tulloch 1980). Kozmetik, ilaç ve dişçilik sektörlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Sonuç

Yaşantımızda vazgeçilmez önemi olan ürünlerinin yanı sıra, tarımsal bitkilerin tozlaşmasında etkili rol oynayan bal arıları toplumumuz için artan değere sahip olmaya devam edecektir.

Trakya bölgesi, yapılan ayçiçeği tarımı nedeniyle, ülkenin çeşitli yerlerinden gelen bir çok gezginci arıcının uğrak yeridir. Tekirdağ ilimizin Hayrabolu ilçesi bu özelliği üzerinde taşıyan merkezlerden birtanesidir. Ayçiçeğinin çiçeklenme dönemi olan Temmuz ayında, bölgede bulunan yerli ve gezginci arılar sayesinde,  tozlaşması sağlanarak, ürününün veriminde % 40’a kadar artış sağlanır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın 2009 yılında yaptığı sayım sonucu, Hayrabolu’nun 43 köyünde arıcılık faaliyeti yapıldığı, bölgede bulunan yerli üreticilerin toplam 3063 arı kolonisine  sahip olduğu, senede 400 kg bal mumu, 460 ton bal üretildiği bilinmektedir. Bal arılarının ürünlerinden olan polen, arı sütü, arı zehiri ve propolisin bölgede üretilmemesi, koloni başına ortalama verimin 15 kg. civarında kalması, bölgenin yüksek miktarda bulunan üretim potansiyelinin tam olarak kullanılmadığının göstergesidir. Mevcut bulunan ürün potansiyelinin  çeşitliliğini ve verimini arttırmak için, bölge üreticilerine arıcılık ile ilgili yeni teknikler öğretilmeli, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Üniversite ve üretici birlikleriyle yapılacak projeleri desteklenmeli, bölgede bulunan yerli arı ırkının, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklılık ve verim özelliğinin arttırılması için, ıslah programları oluşturulmalıdır (Oskay 2008). Bu konularda oluşturulacak arıcılık modelleri desteklenmelidir.

KAYNAKLAR

Aljadi, A. M., & Kamaruddin, M. Y. (2004). Evaluation of the phenolic contents and

antioxidant capacities of two Malaysian floral honeys. Food Chemistry, 85, 513–518.

Al-Mamary, M., Al-Meery, A., & Al-Habori, M. (2002). Antioxidant activities and

total phenolic of different types of honey. Nutrition Research, 22, 1041–1047.

Chen,N,Y., Li,C,K., Shang, D.N., Liu N,D.,Lu,M,Z., Zhang,W,J.,Ji,G,D.,Gao,D,G. Chen,J. (2006). Effects of Bee venom Peptidergic Components on Rat Pain-Related behaviors and Inflammation. Neuroscience 138 P:631-640.

Doğaroğlu, M.1999 Modern Arıcılık Teknikleri. Anadolu Matbaa&Ambalaj San. Tic.Ltd.Şt. İstanbul  , 1-296.

Fearnley, J. (2001) Bee Propolis Natural Healing from the Hive. ISBN 0 285 635220  Creative Print & Design Ltd. P:1-172.

Gheldof, N., & Engeseth, N. J. (2002). Antioxidant capacity of honeys from various floral sources based on the determination of oxygen radical absorbance capacity and inhibition of in vitro lipoprotein oxidation in human serum samples. Journal of Agricultural and Food Chemistry, 50, 3050–3055.

Gheldof, N., Wang, X. H., & Engeseth, N. J. (2002). Identification and quantification of antioxidant components of honeys from various floral sources. Journal of Agricultural and Food Chemistry, 50, 5870–5877.

Oskay, D. (2008) Protecting Diversity of Native Honey Bee Subspecies, Developing a Model on Colony Management and Breeding. Uludag Bee Journal 8 (2): 63-72

Park, K.Y. Ikegaki, M. (1998). Preparation of Water and Ethanolic Extract of Propolis and Evaluation of the Preparations. Biosci. Biotecnol. Biochem. 62 (11), 2230-2332.

Schramm, D. D., Karim, M., Schrader, H. R., Holt, R. R., Cardetti, M., & Keen, C. L. (2003). Honey with high levels of antioxidants can provide protection to healthy human subjects. Journal of Agricultural and Food Chemistry, 51, 1732–1735.

Schmidt, O,J. ve Buchmann (1993). The Hive and the Honey bee. Dadant &Sons Inc. Hamilton,Illinois,  P:960-966

Schumacher, MJ.,. Schmidt J.O, Egen W.B. (1989). Lethality of “killer” bee stings. Nature 337:413.

The National Honey Board. (2002). Honey – health and therapeutic qualities. Available from: http://www.nhb.org/download/factsht/compendium. pdf (1211 04).

Tulloch, A,P. (1980). Beewax-composition and analysis. Bee world .61 (2) :47-62.

Son,J,D., Lee,W,J. Lee,H,Y., Song,S,H., Lee,K,C.,Hong,T,J. (2007). Therapeutic Application of Anti-arthritis, Pain-releasing, and Anti-cancer Effects of Bee Venom and İts Constituent compounds. Pharmacology &Therapeutics. 115 P: 246-270.

Yücel, B. Akçiçek, E. (2010) Sağlığa Arı Ürünleri Penceresinden Bakış. Ballı Yazılar. Metro Kültür Yayınları. S:177-189.

Yazan:Yrd.Doç.Dr. Devrim Oskay

Not :Bu yazı 2010 yılında Hayrobolu’da düzenlenen Tekirdağ Değerleri Sempozyumunda sunulmuştur.

BALARISI KOLONİLERİNDE ANA ARILARIN DEĞİŞTİRİLMESİ


Farklı bölgelerde çeşitli iklim ve bitki örtüsüne sahip olan ülkemiz, 5 farklı yerli balarısı ırkını ve birçok ekotipini içinde bulunduran dünyanın en önemli arıcılık merkezlerinden birisidir. Zengin doğa örtüsü ve genetik çeşitliliğe sahip olmasına rağmen ülkemizde yeterli düzeyde damızlık ve normal anaarı yetiştirme işletmeleri kurulamamıştır. Bu tür işletmelerin yeterli düzeyde kurulması arıcılık sektörünün verimliliğini olumlu yönde arttıracaktır. Bu yüzden her bölgeye adapte olmuş yerli baları ırkları ıslah edilerek, hastalıklara, zararlılara dirençli ve yüksek verim vb. özellikleri olan damızlık arı kolonileri oluşturulmalıdır. Bu işletmelerden yetiştirilen ana arılar normal anaarı yetiştirme işletmelerine verilmeli, bu işletmelerde yetiştirilen analar, sabit ve gezginci arıcıların yıllık anaarı ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Kurulan bu model sayesinde damızlık ana üreten işletmeler ekonomik yönden üstün özelliklere sahip ana arı üretimi konusunda uzmanlaşırken, normal ana arı üreten işletmeler ise ana arı yetiştirme konusunda gezginci ve sabit arıcılara destek sağlayarak, iş gücü ve sermaye israfını azaltacaktır.

Arıcılık sektöründe kullanılan ana arıların ekonomik ömrünün bir sezon olması, damızlık ve normal anaarı yetiştiren, sabit ve göçer arıcılık yapan işletmelerin kolonilerinde doğal veya yapay tohumlama yoluyla çiftleştirilmiş anaarıların her yıl yenilenmesi gerekmektedir. Yetiştirilen genç anaarıların işletmeler için  ekonomik  değerinin yüksek olması, kolonilere ana arıların kabul ettirilmesiyle ilgili tekniklerin önemini arttırmaktadır. Ayrıca arılıklarda bulunan bazı kolonilerde arıların saldırgan olması, kireç vb. hastalıkların varlığı, düşük kuluçka verimi, oğul vermeye eğilimlilik (genç ana arılar oğul vermeye daha az eğilimlidir) gibi problemler görüldüğünde de kolonilerin eski anaları uzaklaştırılarak, genç anaarının kolonilere kabul ettirilmesi gereklidir.

Normal koşullar altında doğada her koloni bir ana arıya tolerans gösterir. Bazen kolonide iki tane anaarı aynı anda  görülebilir. Bu durum çeşitli nedenlerden dolayı (ana arınının sakatlanması yeterli düzeyde çiftleşememesi  vb.) oğul vermeden ana arı değiştirmek isteyen (süpersedur) kolonilerde yeni yetiştirilmiş genç ana arının kendi genetik yapısına yakın olan yaşlı anaya tolerans göstererek bir kaç hafta koloni içerisinde faliyet göstermesine izin verebilir. Bu süre sonunda kolonide tek ana arı faliyet göstermeye devam eder.

Yine anası olmayan koloniye iki ana kabul ettirmek istendiğinde, kovan ana arı ızgarasıyla ikiye bölünüp, kovanın bir kenarına başka, diğer kenarına başka ana arı kafesi konularak kabul ettirilebilir. Belli bir süre sonra ana arılar koloniyle aynı kokuya sahip olacağından yumurta yumurtlayarak hayatlarını devam edebilirler.  Koloniye nektar akışı azaldığı ve işçi arıların yağmacılığa karşı tavır aldığı zamana kadar bu durum sürebilir. Daha sonra işçi arılar anaarılardan birisini öldürürler.

Çerçeve üzerindeki işçi arılar, bir kutu içine silkilerek bir kaç kez çalkalanarak, vurulup ürkütülerek, peteksiz ve kuluçkasız serin yerde bir kaç saat bekledikten sonra verilen anaarıları bir kerede kabul ederler.

Petek gözlerinden yeni çıkmış işçi arılar yeni anayı her zaman kabul ederler. Bu yüzden arıcılar damızlık değeri yüksek olan anaarıyı genç işçi arıların yoğun olduğu peteklerin üzerine bırakmalıdır.

Eğer koloni çok uzun süre anaarısız kaldıysa ve ana arı, ana arı gözünden yeni çıktıysa kabul ettirmede kullanılan ana arı kafesine gerek kalmadan koloniye kazandırılabilir. Fakat ana arı, gözden çıkalı 4-5 gün olmuşsa, bu ana kolonide yumurta yumurtlayan ana arıdan daha zor kabul ettirilebilir.  Ana arı koloniye nektar akımı döneminde daha kolay kabul ettirilir. Nektar akımı yoksa koloni şeker şurubu ile beslenmelidir.

Yeni anayla analandırılacak kolonide yalancı ananın olmamasına dikkat edilmelidir. Koloni anasız kaldığında kendi kendine anaarı yetiştiremediğinde veya arıcı tarafından uzun süre analandırılmadığında, kolonide bulunan işçi arıların bir kısmı diğer işçiler tarafından arı sütü ile beslenerek yumurtalıklarının gelişmesi sağlanır. Bu tip işçi arılara yalancı ana arı denir. Kısa bir süre sonra yumurtalıkları gelişen yalancı analar yumurtlamaya başlar. Bu işçi arıların sperm keseleri olmadığından çiftleşemezler. İşçi arı gözlerine dölsüz yumurta bırakarak erkek arıların oluşmasına neden olurlar. Arıcılar kolonilerinde işçi arı gözlerinin duvarlarında ve dip kısımlarında birden fazla dağınık düzende yumurta gördüklerinde bu sorunla karşı karşıya olduklarını anlayabilirler. Bu tip sorunlu kolonilere yeni ana verilmek istendiğinde, yalancı analar yeni anaarıyı öldüreceklerdir.

Normal koşullarda, ana arısı olmayan koloniye genç döllenmiş ana arı  direkt verilirse, salgıladığı yabancı ana arı feromonları nedeniyle işçi arılar tarafından yabancı olarak algılanacağından saldırıya uğrayarak öldürülecektir. Bu yüzden, yeni ana arının kolonideki işçi arılara, işçi arıların yeni anaya alışması için 3-4 gün  anaarı kafesinde tutulması gerekir.

Ana arının taşınmasında ve koloniye kabul ettirilmesinde ana arı kafesi kullanılır (Şekil-1). Anaarı kafesi, 6-10 genç işçi arının ve arı kekinin bulunduğu iki bölmeden oluşur. Kafeste iki çıkış deliği bulunur, bunlardan biri kekin olduğu kısımda, diğeri  ana arı ve işçi arıların birlikte bulunduğu kısımdadır. Kafesin en az bir yüzü arıların geçemiyeceği kafes telinden oluşur. Arı keki anarının bir yerden başka bir yere taşınmasında kafes içinde bulunan işçi arıların beslenmesi amacıyla kullanılır. Kafesin içine konulan genç işçi arılar kolonide bulunan larvalı çerçevelerin üzerinde bulunan genç bakıcı arılardan seçilir.  Bu arıları seçerken özellikle petek üzerinde larvaların bulunduğu petek gözlerine kafasını sokan işçi arılardan olmasına dikkat edilmelidir. Bu davranışı gösteren işçi arıların arı sütü salgılama bezleri gelişmiş olduğundan  ana arının taşınması sırasında arı sütüyle beslenmesinde ve kafes içerisinin iklimlendirilmesinde görev alırlar. Yoldan gelen kafeslerdeki anaarılar hemen kolonilere verilmeyecekler ise oda sıcaklığında sessiz ve karanlık bir yerde gece boyunca bekletilirler. Bu esnada kafeslerin telli kısmının üzerine küçük parça peçete kağıdı konularak temiz su ile ıslatılmalıdır. İşçi arıların su ihtiyacı bu şekilde karşılanmış olur.  Kafesin içerisinde bulunan işçi arılar anaarının koloniye verilmesinden hemen önce kafesten çıkarılmalıdır. Kafes içerisindeki işçi arıların kokuları koloni içindeki işçi arıların kokularından farklı olduğundan, kovandaki arılar tarafından yabancı olarak algılanacağından ana arının kovana kabul edilmesini engelleyeceklerdir. Bu yüzden ana arı koloniye verilirken kafesin içinde yalnız olmalıdır.  Kafesler tahtadan veya özel plastikten (elektro statik enerji yaratmayan) yapılır.

Ana arı kafesindeki işçi arıların besin ihtiyaçlarının sağlanması ve ana arının koloniye kabul ettirilmesinde arı keki kullanılır. Kovanda bulunan işçi arılar kafesin çıkış deliğinde bulunan arı kekini zaman içerisinde tüketerek ana arının kafesten çıkmasını sağlar. Böylece koloninin  ana arıyı kabul etme olasılığı artmış olur. Ana arı kafesi için en iyi arı keki yaklaşık %15 bal, %85 pudra şekeri içermelidir. Eğer ana arılar üretildikten sonra kafesle başka işletmeye gönderilecekse bu kafeslerde kullanılan arı kekinde bal veya polen kullanılmamasına dikkat edilmelidir. Bal ve polen amerikan yavru çürüklüğü hastalığının bakterisini veya sporunu bünyesinde bulundurabilir. Bu riski ortadan kaldırmak için arı keki su ve pudra şekerinden hazırlanmalıdır.

Ana arısı olmayan veya anası değiştirilecek kolonilere yeni ana verilmesi için en uygun zaman ilkbahar ve sonbahardır. İlkbahar aynı zamanda kolonilerin oğul verme isteğinin arttığı ve arı topluluğunun hızla büyüme isteğinin oluştuğu dönemdir.  Sonbaharda koloni kışlamaya hazırlandığı için yaşlı ve problemli anaarılar istenmediğinden, yeni verilecek anaarı daha kolay kabul ettirilebilir.

Yeni analandırılacak kolonide eski anadan kalma yumurta ve larvanın olmadığından emin olunmalıdır. İşçi arılar eski analarının yok olduğunu anladıktan sonra, onun bıraktığı kendi genetik yapısına yakın olan larvalardan yeni ana arı yapmak isteyecektir. Bu fırsatı olan kolonilere kendi genetik yapısında olmayan ana arı verildiğinde koloninin yeni anayı kabul etmeme riski vardır. Bu risk bulunan kolonilerde kendi kendine  ana yetiştirme imkanı ortadan kaldırmak gerekir. Koloniye yeni kabul ettirilecek ana arı kafes içerisinde, kuluçkalı peteklerin arasına, arı keki aşağıya gelecek şekilde sıkıştırılmalıdır. Arı kekinin aşağıda olması ana arının üzerine kekin akma riskini ortadan kaldırır. İşçi arıların kafes tellerini ısırma davranışı gözleniyorsa ana arı kafesten çıkarılmamalıdır. Kolonideki kuluçkalı peteklerde ana arı gözü kontrolü yapılmalı, rastlanırsa bozulmalıdır. Ana arı kovana kafesle verildikten 3-4 gün sonra serbest bırakılmalıdır.  Ana, genç işçi arıların bulunduğu kuluçkalı peteğin üzerine bırakılırken, bu alana 1/1 hazırlanmış şeker şurubu püskürtülmesi kabul edilmesine yardımcı olacaktır (Şekil-2). Arıcı, arılığa 3-4 günden daha geç gelecek ise  kafesin kek kısmındaki delik açık bırakılarak işçi arıların keki yiyerek anayı serbest bırakmaları sağlanabilir.

Ana arının kuluçka peteklerinin üzerinde yürüyerek yumurta yumurtlama imkanı bulabileceği plastik veya metal tel kafes içine hapsedilmesi yoluyla koloniye kabul ettirilmesi, (Şekil 3) tahta ve plastik ana arı kafesi yoluyla kabul ettirilme tekniğinden daha uygundur. Bu teknik, işçi arıların ana arının yumurta yumurtladığını görmesini sağlayacağından yeni ananın kabul edilmesini hızlandıracaktır.

Kolonideki arılar yeni ana arıyı kabul etmemeye karar verdiklerinde etrafında kümelenerek, anaarı ve işçi arılardan meydana gelen bir top şeklini alır (Şekil 4). Eğer arıcı müdahale etmezse işçi arılar ana arıyı boğarak veya sokarak öldürürler.  Arıcı böyle bir davranışı görürse top şeklindeki bu kümeyi alarak kovanın dışına koymalı ve bu topluluğun üzerine körük dumanı uygulamalıdır. Ana arı bu dumana mümkün olduğu kadar az maruz bırakılmalıdır. Koloniye kabul edilmeyen ana arı bir süre daha anaarı kafesinde tutulmalıdır.

Bazen arıcının tecrübesiz davranışı veya ana arının huzursuzluğu, kovana verilmesi sırasında uçarak kaçmasına neden olabilir. Bu durumda arıcı kovandan biraz uzaklaşmalı ve 15-20 dakika beklemeli, ana arının aynı yere geri döndüğünü ve kovanına girdiğini gözlemleyebilir. Eğer ana arı yaklaşık yarım saat içinde kovanına geri dönmezse, büyük olasılıkla kovanın yakınınında bulunan diğer bir kovana girmiştir. Arıcı koloninin etrafında bulunan kovanları kontrol ettiğinde top şeklindeki arı kümesi gördüğünde bu kümede bulunan ana arının biraz önce kovanından uçup giden ana arı olduğunu anlayabilir.

Namık Kemal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nde bulunan araştırma ünitesinde kolonilerin genç anaarı ile analandırılmasında, 5 çerçeveli langstroth kovanlar bir çerçeve kapalı yavrulu, bir çerçeve ballı polenli, bir çerçeve boş petekli ve 3 çerçeve arılı olacak şekilde hazırlanır. Bu kovanlara birer tane çıkmak üzere olan ana arı memesi verilir. Gözden çıkan ana arının çiftleşmesi sağlanır.  Oluşturulan bu koloninin sonbahara kadar gelişmesi sağlanır. Daha sonra 10 çerçeveli langstroth tipi üretim kovanlarında bulunan yaşlı analar uzaklaştırılır. Kovanların kuluçkalık ve ballıkları arasına gazette kağıdı koyarak, üst taraftaki ballığa 5 çerçeveli çiftleştirme kovanlarında yetiştirilmiş genç ana arılı koloni konulur. 3 gün sonra aradaki gazette kağıdı alınarak üst kattaki kuluçkalı petekler altkattaki kuluçkalı peteklerin yanına yerleştirilir. Ballı polenli çerçeveler kenar kısımlarda bulunan yine aynı tip peteklerin yanına konularak kovanın tek katta kışlama düzeni alınması sağlanır.  Bu şekilde genç ana arının yetiştirdiği işçi arılar yeni anayı yaşlı ana arının ürettiği işçi arılardan koruyabilir. Oluşturulan bu tip koloniler genç işçi arısı ve genç ana arısıyla kışı daha güçlü  geçirebilmektedir.

 Not: Bu makale Muğla İli Arı Yetiştiricileri Birliği’nin “Arıcının Sesi” dergisinde yayınlanmaya layık bulunmuştur.

KAYNAKLAR

Doğaroğlu M, (2009) Modern Arıcılık Teknikleri. S:132-134.

Güler, A. (2006) Bal Arısı (Apis mellifera). Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi  Ders Kitabı No:55, S:311-313.

Laidlaw, H H (1992) The Hive and the Honey Bee, ed Graham J M(Dadant, Hamilton, IL), P: 989–1042.

Lodesani,M., Costa C. (2005) Practical Aspects of Bee Breeding For Biodiversity Aims. Beekeeping and Conserving Biodiversity of Honeybees, BABE , P:108-141

Morse, A,R (1994) The New Complete Guide to Beekeeping. The Countryman Press. P:100-103.

Root, (1983)  A.I. Root, Editor, The ABC and XYZ of Bee Culture, The A.I. Root Co., Medina, OH.